Görele Evde Masaj-Bayan Masör Esra

Görele Evde Masaj-Bayan Masör Esra

Görele Evde Masaj-Bayan Masör Esra Tekrar Roman Polanski vakasına dönecek olursak: 1977’de Polanski California’da özgürlüğü için savaşım ederken, Fransa’da önemli şahıslar reşit olma yaşlarının on beşten on üçe düşürülmesi için çalışıyordu. O zamanlar on üç ve on dört yaşlarında kız ve oğlanlarla seks yapmaktan hapis yatan adamlar vardı. Önde gelen entelektüellerden Jean-Paul Sartre ve Simone de Beauvoir, Médicins Sans Frontières kurucularından ve ileride dışişleri bakanı olacak Bernard Kouchner ve gene ileride kültür ve eğitim bakanı olacak Jack Lang, gibiler reşit olma yaşıyla ilgili yasayı ve bu yasa ihtarnca meydana getirilen tutuklamaları skandal diye nitelendiriyorlardı.

Yasa değişmedi ama yine de Polanski Paris’te güvenli bir sığınak buldu. [132] Fahişeliğe Bilimsel Tepki Hekimliğin ahlak yasaları alanında en fazla karıştığı konu fahişelik olmuştur. Ortaçağ ve Rönesans’ta genelevler umumi sıhhat tesisleri -daha yani cinsel günahların ortadan kaldırıldığı yerler- olarak görüldüğünden fahişeliğe hoşgörüyle bakılıyordu. Aziz Thomas Aquinas şeklinde bir terbiye otoritesi, genelevleri saraydaki çöplüklere benzetiyor: “Lağım çukurlarını kaldırırsanız saray pislenir ve leş gibi kokar, ” diye ihtarda bulunuyordu. Fahişeler lanetlenmiş varlıklar olsa da önemli bir amaca hizmet ediyorlardı. Azgın erkekler, zevk için bir oğlan kapmak veya düzgün hanımların onuruyla oynamak yerine utanç verici arzularını satılık bedenlerle doyum ediyorlar ve böylece toplumun geri kalanı lekelenmemiş oluyordu.

Görele Evde Masaj-Bayan Masör Esra

Görele Evde Masaj-Bayan Masör Esra Herkesin değil de, birkaç fahişenin günaha bulaşıp cehennemi boylaması daha iyiydi. Ek olarak genelevleri özel işletmecilerin keselerini doldurmaya terk etmek yerine devletin ve kilisenin himayesi altına sokmak daha iyiydi. 19. Yüzyılda bu idraklar tamamen değişti. Düzeltim ve Karşı düzeltim’ un hoşgörüsüzlük ortamında yetkililer, kadın ticaretine bırakın iştirak etmeyi, izin dahi vermediler. Özellikle askerler içinde zührevi hastalıkların, bilhassa frenginin baş göstermesi halkın fahişelere bakışını değiştirdi. Fahişeler artık fenalık ve hastalığın kilitli kutusu olarak değil, nezih topluma hastalık bulaştıran kaynak olarak görülüyordu. Daha önceki dönemlerden farklı olarak yetkililer fuhuşu tamamen yok etmeye çalışırken devletler ve polis de yeni bir yaklaşım geliştirdi.

Sorun fahişelerin kökünün kazınıp kazınmayacağı değil -zira bunun olamayacağını herkes biliyordu- fahişelerin arz etmiş olduğu sıhhat tehditlerinin nasıl denetim edileceğiydi. Avrupa’da ve kısa bir süreliğine ABD’de bunun anlamı fahişeliği belli ölçülerde yasallaştırmak ve onları yorucu tıbbi muayenelere tabi tutmak demekti. Bu çabaların riyakarca bulunduğunu söylemekte bir sakınca yoktur, çünkü devletin kamu sağlığı düzenlemesinin hedefi zührevi hastalık taşıyan erkekler değil, alt sınıftan kadınlardı her zaman.